Aklî meseleler, sıhhati toparlayan ilaçlar, şer’i konular ise sıhhati koruyan gıdalar mesabesindedir. Nasıl ki cisim hastalandığında gıdalardan faydalanamıyor, istifade edemiyor bilakis zarar görüyorsa aynı şekilde Cenab-ı Hakkın “Onların kalblerinde bir hastalık vardır”[1]  ayet-i kerimesinde buyurduğu gibi nefsi hasta olan kişi de  şer’i meselelerin kaynağı olan Kur’anı dinlemekle müstefid olamaz. Bilakis, gıdanın hastaya zarar vermesi gibi dinlediği Kur’an ona zarar verir.

Bundan dolayı Allah Teâla “Herhangi bir sûre indirildiği zaman onlardan bir kısmı der ki: ‘Bu sizin hanginizin imanını artırdı? İman edenlere gelince (bu sûre) onların imanlarını artırır ve onlar sevinirler.Kalplerinde hastalık  (kâfirlik ve münafıklık) olanlara gelince, onların da inkârlarını büsbütün artırır ve onlar artık kâfir olarak ölürler.’ buyurmuştur.[2]

Aynı şekilde kalp de inanılan şeylerin tarlasıdır. Kalpteki itikat da tohum konumundadır. Tohum olan itikat hayırlıysa ekin olan inanç da hayırlı, şerliyse o da şerlidir. Allah’ın kelamı ise tohumu sulayan su gibidir. Nasıl ki yağmur yer yüzünü suladığında tohumların çeşitliliğine göre ekin bitiyorsa, Kur’an da kalpte yerleşmiş itikatlar üzerine varid olduğunda tesirleri farklı olur.

Nitekim şu ayetlerde bu mana remz edilmiştir:

“Yeryüzünde birbirine komşu kıtalar, üzüm bağları, ekinler, bir kökten ve çeşitli köklerden dallanmış hurma ağaçları vardır. Bunların hepsi bir su ile sulanır. (Böyle iken) yemişlerinde onların bir kısmını bir kısmına üstün kılarız. İşte bunlarda akıllarını kullanan bir toplum için ibretler vardır”[3]

“Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi (güzel) çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka birşey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için âyetleri böyle açıklıyoruz” .[4]


[1] Bakara, 10

[2] Tevbe, 125

[3] Ra’d, 4

[4] Râğip el-İsfehânî, ez-Zerî’a ilâ mekârimi’ş-şerî’a, Daru’s-selam, Kahire, 2007, s. 158